Sınav Kaygısıyla Nasıl Baş Ederiz?
İnsanı diğer canlılardan ayıran en önemli şeylerden biri duygularımızdır. Sevmek, öfkelenmek, mutlu olmak, umutlanmak ve kaygılanmak gibi...
Sınav öncesinde ve sınav esnasında heyecanlanmak, kaygı duymak doğal bir süreçtir. Kalbimiz küt küt atar, soğuk terler dökeriz. “Acaba bütün çalıştıklarımı unutacak mıyım?”, “Sınav esnasında aklıma gelecek mi?” gibi düşünceler zihnimizde dönüp durur. Hatta bazen “Kaygılanıyorum, çok heyecanlandım; demek ki başarısız olacağım.” şeklinde düşünürüz.
Oysa kaygı hissetmek, başarısız olacağımız anlamına gelmez.
Bazı öğrencilerde sınav kaygısı yalnızca sınav anında ortaya çıkmaz. Sınava hazırlık sürecinin çok daha erken dönemlerinde başlayabilir ve sınav sonrasına kadar devam edebilir. Masanın başına oturup çalışmadığımız anlarda bile sınav zihnimizde dönüp durabilir. Bu kaygıyla başımızı yastığa koyar, sabah uyandığımızda yine aynı düşüncelerle güne başlayabiliriz.
Kaygı yoğunlaştığında; uyku problemleri, dersin başına bir türlü oturamama, bildiğimiz soruları dahi yanlış yapma veya sürekli kötü bir sonuç hayal etme gibi bizi zorlayan durumları beraberinde getirebilir.
Önce Kaygımızı Fark Edelim
Burada en önemli noktalardan biri, öncelikle kaygımızı fark etmektir. Çünkü yaşadığımız duyguyu tanımak, onunla baş edebilmenin önemli adımlarından biridir.
Peki ben aslında neden kaygılanıyorum?
Bazen sınavın kendisinden değil, sınavın bizim için ne ifade ettiğinden kaygılanırız. Kendimize biraz zaman ayırıp şu soruları sorabiliriz:
- Başarısız olmaktan mı?
- Ailemi hayal kırıklığına uğratmaktan mı?
- Arkadaşlarımdan daha düşük puan almaktan mı?
- Hedefime ulaşamamaktan mı?
- Yeterince çalışmadığımı düşündüğüm için mi?
- Sınav sonucunun geleceğimi etkileyeceğini düşündüğüm için mi?
Belki de bu soruların birkaçının cevabı “evet” olacak. Belki de aklımıza hiç düşünmediğimiz başka bir cevap gelecek.
Önemli olan, kaygımızı bastırmaya çalışmadan önce onu anlamaya çalışmak. Çünkü ne yaşadığımızı ve neden yaşadığımızı fark ettiğimizde, onunla nasıl baş edebileceğimizi düşünmeye başlayabiliriz.
Peki Bu Kaygıyla Nasıl Başa Çıkabiliriz?
İlk olarak, bu durumun normal olduğunu kabul etmemiz gerekir. Sınav sürecinde heyecanlanmak ve kaygı hissetmek, bu sürecin bir parçası olabilir.
Ardından sınav sürecinde kendimizi tanıyarak gerçekçi bir çalışma planı oluşturmalıyız.
Örneğin günlük 500-600 soru çözmek, herkes için gerçekçi bir hedef olmayabilir. Böyle bir hedef koyduğumuzda ve hedefimize ulaşamadığımızda kendimizi başarısız hissedebiliriz. Bunun yerine konuları küçük parçalara ayırarak günlük, ulaşılabilir ama etkili hedefler koyabiliriz.
Eksik olduğumuz konuları belirlemeli, bunları tamamlamaya çalışmalı ve düzenli tekrarlar yapmalıyız.
Test ve deneme sonuçlarımızı yalnızca bir “puan” olarak görmek yerine, bize ne söylediğine bakmalıyız:
- Hangi konularda eksiğimiz var?
- Hangi derslerde ilerleme gösteriyoruz?
- Nerelerde daha fazla çalışmaya ihtiyacımız var?
Bu değerlendirmeler doğrultusunda kendimize bir yol haritası oluşturabilir ve çalışmalarımıza buna göre devam edebiliriz.
Bir diğer önemli nokta ise çalışmayı son güne bırakmamak.
Konuları ve hazırlıkları son günlere sıkıştırmak, üzerimizdeki baskıyı ve kaygıyı daha da artırabilir. Bu nedenle sınava hazırlık sürecini mümkün olduğunca zamana yaymak, hem çalışmalarımızı daha düzenli hâle getirebilir hem de sınav yaklaştıkça kendimizi daha hazırlıklı hissetmemize yardımcı olabilir.
Sınav Esnasında Kaygı Yükselirse Ne Yapabiliriz?
Sınav esnasında kaygının yükselmesi, oldukça sık karşılaşılan bir durumdur. Peki böyle bir durumda kaygımızı nasıl yönetebiliriz?
Öncelikle birkaç saniye durmak bize zaman kaybettirmez. Aksine, kaygımızı ve heyecanımızı biraz olsun yatıştırdığımızda sınava daha etkili bir şekilde devam edebiliriz.
Derin bir nefes almak, soruyu yeniden ve daha yavaş bir şekilde okumak, yapabildiğimiz sorulardan devam etmek ve bir soruda uzun süre vakit kaybetmemek bize yardımcı olabilir.
Bazen bir soruya takıldığımızda bütün sınavın kötü gittiğini düşünmeye başlayabiliriz. Oysa tek bir sorunun bizi durdurmasına gerek yok. O soruyu geçebilir, yapabildiğimiz soruları çözdükten sonra tekrar geri dönebiliriz.
Bir soruyu çözememek, hiçbir şey bilmediğimiz anlamına gelmez.
Kaygıyı Yönetmek İçin Veliler Ne Yapabilir?
İlk olarak öğrencinin üzerinde baskı kurmak ve sonuç odaklı baskıyı artırmak, sınav sürecinde yapılan en sık hatalardan biridir.
Aynı zamanda çocuğu başka öğrencilerle, kardeşleriyle ya da çevresindeki diğer çocuklarla kıyaslamak; onda kaygı ve başarısızlık hissinin daha da artmasına neden olabilir.
“Kaç puan alacaksın?” demek yerine “Nasıl hissediyorsun?” diye sormak, çocuğumuza verdiğimiz değeri ve onun yalnızca aldığı sonuçtan ibaret olmadığını göstermemiz açısından önemlidir.
Çocuğumuz kendisini güvende ve desteklenmiş hissettiğinde, kaygısını daha sağlıklı bir şekilde yönetmesine yardımcı olabiliriz. Bu da onun sınav sürecine daha sağlıklı bir şekilde devam etmesini sağlayabilir.
Bu süreçte çocuğumuzun emeğini fark etmeliyiz. Yaptığı küçük ilerlemelerde dahi onu takdir etmek, motivasyonunu artırmasına yardımcı olabilir.
Sınav, hayatımızın tamamı değildir. Sınavı hayatımızın merkezine koyduğumuzda, hayatımızdaki diğer güzel ve önemli noktaları gözden kaçırabiliriz. Çocuğumuzun da bunu hissetmesine izin vermemeliyiz.
Sınavdan önceki süreçte yapılan hatalardan biri de çocukla konuşulan neredeyse her konunun sınava dönüşmesidir:
“Bugün kaç soru çözdün?”
“Ders çalıştın mı?”
“Denemen nasıl geçti?”
“Bu konuyu bitirdin mi?”
Elbette bunlar önemli sorular olabilir. Ancak çocuğumuzun hayatının tamamının sınavdan ibaret olmadığını da unutmamalıyız.
Sürekli sınavdan bahsetmek, zamanla çocukta bıkkınlığa ve motivasyon kaybına yol açabilir. Bazen dersleri, denemeleri ve sınavı bir kenara bırakıp sadece çocuğumuzla sohbet etmek, birlikte vakit geçirmek ve onu dinlemek de sınav sürecinde verebileceğimiz en güzel desteklerden biridir.
Ne Zaman Destek Almak Gerekir?
Bazen sınav kaygısı günlük hayatımızı etkileyecek kadar yoğunlaşabilir ve profesyonel desteğe ihtiyaç duyabiliriz. Peki bunu nasıl anlayabiliriz?
Eğer kaygı;
- Günlük yaşamımızı ciddi şekilde etkiliyorsa,
- Uyku ve beslenme düzenimizi belirgin şekilde bozuyorsa,
- Öğrencinin okula veya sınava gitmesini engelliyorsa,
- Yoğun fiziksel belirtilere neden oluyorsa,
- Bu belirtiler uzun süre devam ediyorsa,
profesyonel bir destek almak yerinde olacaktır.
Unutmayalım, destek almak başarısız olduğumuz anlamına gelmez. Bazen kendi başımıza çözmeye çalışmak yerine bir uzmandan yardım almak, bu süreci daha sağlıklı bir şekilde yönetmemize yardımcı olabilir.
Kaygıyı Yok Etmek Değil, Yönetebilmek
Bizim asıl hedefimiz aslında sınav kaygısını tamamen ortadan kaldırmak değil, onu yönetebilmeyi öğrenmektir.
Heyecan ve kaygı, belirli bir düzeyde bizi diri tutabilir. Ancak her şeyin fazlasında olduğu gibi kaygının fazlası da bizi zorlayabilir. Bu nedenle kaygıyı tamamen yok etmeye çalışmak yerine, onu tanımayı, anlamayı ve yönetmeyi öğrenmeliyiz.
Çünkü sınav sonucumuz bizim değerimizi belirlemez.
Bir sınav, hayatımızın yalnızca bir parçasıdır. Önemli olan elimizden gelen hazırlığı yapmak, kendimize güvenmek ve sınav anında bildiklerimizi ortaya koyabilmektir.