Sınav Kaygısıyla Nasıl Baş Ederiz?
“Sınav kaygısının nedenlerini keşfedin ve sınav sürecini daha sakin ve kontrollü geçirmek için uygulayabileceğiniz yöntemleri öğrenin.”
Ders çalışırken verimi düşüren bazı alışkanlıklar fark edilmeden tekrar edilebilir. Gerçekçi hedefler koymak, yanlışları analiz etmek, dikkati korumak, eksikleri tamamlamak ve dinlenmeye zaman ayırmak daha sürdürülebilir bir çalışma düzeni oluşturmaya yardımcı olur.
Ders çalışmak yalnızca kitabı, defteri açıp masa başında oturmak değildir. Bazen saatlerce çalışırız ama istediğimiz verimi elde edemeyiz. Bazen ise kısa bir çalışma bile bizim için oldukça etkili olabilir.
Bu nedenle daha verimli çalışabilmek için yalnızca ne yapmamız gerektiğini değil, hangi hatalardan kaçınmamız gerektiğini de bilmeliyiz.
Hayal etmek elbette önemlidir. Ancak hayal etmek ile hedef koymak birbirinden farklıdır.
Gerçekçi olmayan bir hedef belirlemek, onu gerçekleştiremediğimizde kendimizi daha kötü hissetmemize neden olabilir.
Çok yüksek soru hedefleri koymak ya da “Her gün mutlaka 10 saat ders çalışmalıyım.” demek herkes için gerçekçi olmayabilir. Önemli olan kendimizi tanımak ve kendi şartlarımıza uygun, ulaşılabilir hedefler belirlemektir.
Aksi takdirde hedefimizi gerçekleştiremediğimiz her gün “Ben yapamıyorum.”, “Yeterince başarılı değilim.” gibi düşünceler ortaya çıkabilir.
Soru çözmek, özellikle sınava hazırlanan bir öğrenci için önemli çalışma yöntemlerinden biridir. Ancak burada önemli olan yalnızca kaç soru çözdüğümüz değil, onları nasıl değerlendirdiğimizdir.
Sadece soru sayısına odaklanmak çoğu zaman bizi yanıltabilir. Önemli olan çözdüğümüz soruları analiz etmektir.
Kendimize şu soruları sorabiliriz:
Bu sorulara cevap vermek, yalnızca soru sayısını artırmaktan daha değerli olabilir. Çünkü her yanlış, üzerinde çalışmamız gereken bir noktayı gösterebilir.
Her zaman dikkatimizi aynı ölçüde toparlayamayız. Günlük hayatın telaşı, okul, sorumluluklarımız, telefonumuza gelen bildirimler, çok sevdiğimiz dizinin yeni bölümünün yayınlanması ya da uzun çalışma saatleri dikkatimizi dağıtabilir.
Bu nedenle masada geçirdiğimiz iki saat, gerçekten çalıştığımız iki saat anlamına gelmeyebilir.
Özellikle ders çalışmaya başladığımızda dikkatimizi dağıtabilecek etkenlerden mümkün olduğunca uzaklaşmak önemlidir.
Telefonu sessize almak, bildirimleri kapatmak ve çalışma ortamımızı dikkat dağıtıcı unsurlardan uzaklaştırmak çalışma verimimizi artırabilir.
Çözmüş olduğumuz testler ve denemeler, çoğu zaman konuları ne kadar anlayıp anlamadığımızı, hangi konularda eksiğimiz olduğunu ve nerelerde hata yaptığımızı gösterir.
Bu yüzden çözdüğümüz testlere geri dönüp tekrar bakmak, yaptığımız hataları fark etmek ve eksik olduğumuz konuları yeniden çalışmak çalışma verimimizi artırabilir.
Çünkü bir soruyu yanlış yapmak kadar, neden yanlış yaptığımızı fark etmemek de önemlidir. Aynı hatayı tekrar tekrar yapıyorsak yalnızca daha fazla soru çözmek yerine o konudaki eksiğimizi gidermeye odaklanmalıyız.
Böylece her test ve deneme, sadece kaç doğru yaptığımızı gösteren bir sonuç olmaktan çıkar ve bir sonraki çalışma adımımızı belirleyen bir rehbere dönüşür.
Okul ve sınav süreci uzun ve yorucu olabilir. Sürekli ders çalışmak ve sürekli soru çözmek hem fiziksel hem de zihinsel olarak yorulmamıza neden olabilir.
Bu yüzden çalışma sürecinde dengeyi korumak önemlidir. Daha uzun saatler çalışmak her zaman daha verimli olduğumuz anlamına gelmez.
Bazen daha kısa ama odaklanarak çalışmak, aralarda dinlenmek ve kendimize zaman ayırmak daha etkili olabilir.
Sevdiğimiz aktiviteleri yapmak, hobilerimize zaman ayırmak ve zihnimizi dinlendirmek motivasyonumuzu da korumamıza yardımcı olabilir.
Unutmayalım: Dinlenmek çalışmanın karşıtı değil, sürdürülebilir bir çalışma düzeninin parçasıdır.
Ders çalışırken hata yapmak başarısız olduğumuz anlamına gelmez. Önemli olan yaptığımız hataları fark etmek ve çalışma şeklimizi buna göre yeniden düzenlemektir.
Kendimizi tanıdıkça, çalışma yöntemimizi de geliştirebiliriz.
Bu yazıyı okuyanların ilgisini çekebilecek diğer içerikler.
“Sınav kaygısının nedenlerini keşfedin ve sınav sürecini daha sakin ve kontrollü geçirmek için uygulayabileceğiniz yöntemleri öğrenin.”
Çoklu Zekâ Kuramı, bireylerin tek bir zekâ alanıyla sınırlı olmadığını; farklı alanlarda farklı güçlü yönlere sahip olabileceğini savunur. Bu yaklaşım, kişinin güçlü olduğu alanları fark ederek kendisine daha uygun öğrenme yöntemlerini keşfetmesine yardımcı olabilir.
Hedef belirlemek, istediğimiz yere ulaşabilmek için önemli bir adımdır. Peki bunu doğru şekilde nasıl yapmalıyız?